İçeriğe geç

Kendini anlatsana ne demek ?

Kendini Anlatırsan Ne Demek?

Herkes bir noktada bu soruyu duymuştur: “Kendini anlatsana.” En basitinden, tanıdık birinin sorduğu, bir işe başvururken karşılaştığınız, ya da bir konuşmanın başlangıcında size yöneltilen klasik bir soru. Ama düşündüm de, “Kendini anlatmak” dediğimizde ne demek oluyor aslında? Kişisel bir hikâye mi, yoksa sadece kim olduğuna dair birkaç bilgi mi? Belki de daha fazlası…

Bir Çocukken ve Gençken “Kendini Anlatmak” Nasıl Duygular Uyandırıyordu?

Çocukken, kendimi anlatmam gereken bir an hatırlıyorum. Sekizinci sınıftaydım ve okulda bir yaz tatili etkinliğinde, sınıfa “kendini tanıt” diye bir görev verilmişti. O yaşlarda, “Kendini anlatmak” tam olarak ne anlama geliyor? Akşamdan önce uyumadan o kadar çok düşünmüştüm ki, ne söyleyeceğimi. Hangi bilgiyi vereyim, hangi yönümü öne çıkarayım? Okulda “ağaç” gibi görünen, ciddi ve hüzünlü bir tip olmak istemiyordum, ama aynı zamanda fazla neşeli de görünmek istemiyordum. O yaşlarda, ne kadar kendini anlatmaya çalışsan da, hep bir “yanlış anlaşılma” korkusu olur ya, işte o an da böyle hissediyordum.

Evet, o zamanlar bile kendi kimliğimi tanımlama çabası vardı. Ancak şimdi, birkaç yıl sonra, ekonomi okuduktan ve veriyle uğraşmaya başladıktan sonra, o çocukça anı bir parça daha derinleşti. “Kendini anlatmak” o kadar basit bir şey değilmiş.

Kendini Anlatmak: Sadece Kimlikten Fazlası

Yıllar geçtikçe, kendimi anlatmak farklı anlamlar kazandı. Üniversiteyi bitirip, ekonomi üzerine çalışmaya başladıktan sonra, bu soruyu farklı bir gözle değerlendirmeye başladım. “Kendini anlatmak” sadece bir iş tanımından ibaret değilmiş; bir kişiyi tanımlamak, sosyal çevredeki yerini bulmak ve aynı zamanda toplumsal rollerini üstlenmekle ilgili de bir şey.

Mesela iş dünyasında, tanıştığınız biri size “Kendini anlat” dediğinde, belki de hemen ekonomiyle ilgili bir şeyler söylemeniz bekleniyordur. Yani, “Ben ekonomi okudum, veri analizi yapıyorum, şu şu konularda çalışıyorum” diyebilirsiniz. Fakat çok da derine inmeyin, çünkü kimse sabah kahvesini yudumlarken hayat hikayenizi duymak istemez. Burada, kim olduğunuzu en kısa ve öz şekilde anlatmak gerekiyor. Bazen insan sadece “ne iş yaptığını” bilmek ister.

İstatistikler de bunu destekliyor. Birçok sosyal bilimci, insanların tanıştıkları kişileri genellikle mesleki başarılarına göre tanımladığını söylüyor. Yani, bir kişi kendini tanıtırken genellikle “ekonomistim” veya “yazılımcıyım” gibi etiketler kullanıyor. Bazen bu, toplumun hızla kategorize etme ihtiyacından kaynaklanıyor olabilir. Sonuçta, biz insanlar tanımadığımız birini daha kolay anlayabilmek için etiketler kullanıyoruz. Ama bu etiketler, aslında o kişinin tam kimliğini anlatmaz.

Kendini Anlatırken İçsel Bir Yolculuk

İçimdeki ekonomi öğrencisi, bazen bu kadar yüzeysel olmaktan rahatsız olsa da, insani bakış açım da bunun farklı bir yönünü gösteriyor. Kendini anlatmak, başkalarına kim olduğumuzu sadece bir etiketle değil, daha derin bir biçimde sunmak demek. Mesela, beni en iyi tanımlayacak kelime “veri”dir. Ama gerçek kimliğim bu kadar basit mi? Tabii ki değil.

Kendini anlatırken, aslında içsel bir yolculuk yapıyoruz. Geçmişimiz, yaptığımız işler, yaşadığımız anlar, insanlarla olan ilişkilerimiz – bunların hepsi kimliğimizi oluşturuyor. 25 yaşında bir mühendis olarak ya da bir ekonomi öğrencisi olarak değil, insan olarak da anlatmam gerekiyor kendimi. Bir gün Konya’daki evde, çocukluk arkadaşlarımla sohbet ederken, hayatımda olan her şeyi düşündüm: Okul yıllarım, sevdiğim şeyler, insanlar, toplumsal anlamda beni şekillendiren olaylar… Hepsi, aslında beni ben yapan birer parça.

Bir Anketin Sonuçları: Kendini Anlatmanın Gerçekliği

Son zamanlarda, üzerine düşündüğüm bir diğer şey ise veri analizi ile ilgiliydi. Bir anket yapılmış ve insanlara “Kendinizi nasıl tanımlarsınız?” diye sorulmuş. Sonuçlar şaşırtıcıydı: İnsanların %40’ı kendini mesleki kimliğiyle tanımlıyordu. Ama %60’lık bir kesim, daha çok duygusal ve sosyal kimlikleriyle tanımlanıyordu. Yani, aslında birçoğumuz için “kendini anlatmak”, yalnızca iş yapma şekliyle sınırlı kalmıyor. Kimliğimizin psikolojik, duygusal yönleri de var.

İçimdeki ekonomist yine buna bir analiz yapıyor: Bu tür bir anket, toplumsal değerlerin ve beklentilerin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Bireyler, genellikle kendilerini bulundukları çevreye ve toplumun koşullarına göre tanımlıyorlar. Bu, çok ilginç bir veri, çünkü kendini anlatma şeklimiz aslında, sosyal çevremizin bizden ne beklediğine dair bir yansıma olabilir.

Sonuç: “Kendini Anlatmak” Bir Yolculuktur

Kendini anlatmak, bir durumu net bir şekilde ifade etmek kadar, içsel bir keşif süreci de olabilir. Kişisel kimliğimizin birçok farklı yönü olduğunu unutmamalıyız. Bu, sadece iş ya da meslekten ibaret değildir; duygusal, toplumsal ve bireysel yönlerimizle birleşen bir kimlik bütünüdür.

Hepimiz kendimizi anlatırken, hem çok yüzeysel hem de derin olabiliyoruz. Herkes için bu deneyim farklıdır ve zaman içinde şekillenir. 25 yaşında, veri analizleri yaparak iş dünyasına atılmış biri olarak gördüğümde kendimi, içimdeki insana bakıyorum ve diyorum ki: Kendini anlatmak, bir insanın kim olduğunu anlayabilmesinin, daha derin anlamlar bulabilmesinin başlangıcıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci casino